* "Uzun lafın kısası" - Meg Murray, Charles Wallace için olayları özetlemek için bu cümleyi kullanıyor. Bu, gereksiz ayrıntıları atlayıp asıl konuya geçmek anlamına gelen çok yaygın bir deyimdir.
* "Bu dünyanın sonu değil" - Bu cümle Meg tarafından Charles Wallace'ı rahatlatmak için kullanıldı ve her şeyin zor olmasına rağmen yine de üstesinden gelinebileceğini ima etti. Bu, stresli bir durumda olan birine güven vermek için kullanılan yaygın bir ifadedir.
* "Çocuk oyuncağı" - Bu deyim Meg tarafından tesseract kullanarak zamanda ve uzayda seyahat etmenin ne kadar kolay olduğunu anlatmak için kullanılıyor. Açıkça belirtilmese de, ima edilen şey o kadar basit ki "çocuk oyuncağı" gibi.
* "Eski bloktan gerçek bir çip" - Bu deyim Charles Wallace'ın babasına benzerliğini anlatmak için kullanılıyor. Kitapta belirtilmese de Charles Wallace'ın zeka ve kişilik açısından babasına çok benzediği ima ediliyor.
* "Çay fincanındaki fırtına" - Doğrudan kullanılmasa da, dünyayı saran "Kara Şey" imgesi mecazi bir "çay fincanındaki fırtına" olarak yorumlanabilir. Bu deyim çok ciddi görünen ama aslında önemsiz olan bir durumu ifade eder.
* "Turşuya düşmek" - Bu, Camazotz'un karanlık ve baskıcı dünyasında sıkışıp kalan çocukların durumu için geçerli olabilir. Kendilerini "turşunun içinde" olarak tanımlanabilecek zor ve zorlu bir durumun içinde buluyorlar.
Romanın mecazi bir dil olarak kabul edilebilecek çok sayıda sembolizm ve alegorik imgeler kullandığını, ancak "deyimler" kategorisine tam olarak uymayabileceğini belirtmekte fayda var.
Bu mecazi dil unsurlarından bazılarını keşfetmek isterseniz bana bildirin!