Doruk noktası olarak kabul edilebilecek birkaç önemli an vardır:
* "Kayıp şehrin" keşfi :Bu olay, heyecan verici ve görünüşe göre Homer'ın hayallerini gerçekleştiriyor olsa da, kendi babasının bir uydurması olduğu ortaya çıkar. Bu hayal kırıklığı Homer için büyük bir dönüm noktasıdır ve onu hayatını ve maceranın anlamını yeniden değerlendirmeye zorlar.
* "Vahşi Adam" ile karşılaşma :Gizemli figürle bu yüzleşme, başlangıçta dehşet verici olsa da, sonunda Homer'ın gerçek maceranın fethetmek ya da kaçmakla ilgili olmadığını, bilinmeyeni kucaklamak ve korku karşısında teselli bulmakla ilgili olduğunu anlamasına yol açar.
* "Gerçek" kayıp şehre son yolculuk :Kız kardeşiyle birlikte hayata yeni keşfedilen bir bakış açısıyla çıktığı bu yolculuk, fiziksel bir yer bulmak değil, dünyada bir aidiyet ve amaç duygusu bulmakla ilgilidir.
Ancak nihai doruk noktası, Homer'ın kendisinin "Kayıp Şehir" olduğunun farkına varılmasıdır. Kitap boyunca Homeros'un kayıp şehri arayışı, onun hayatındaki kimlik ve anlam arayışının bir metaforudur. Gerçek maceranın bir yer ya da hazine bulmakla ilgili olmadığını, kişinin kendi iç derinliklerini keşfetmekle ve olduğun kişiyi, kusurlarını falan kabul etmekle ilgili olduğunu keşfeder.
Yani doruk noktası sadece tek bir olay değil, aynı zamanda bir keşif, hayal kırıklığı ve nihayetinde kabullenme sürecidir. Homer'ın yolculuğu, en büyük maceranın dış dünyada değil, kendi içinde olduğunu anlamasına yol açar.