Ancak bunları durup dururken icat etmedi. İşte hikaye:
* O bir marangozdu: Christiansen, Danimarka'nın Billund kentinde küçük bir atölyesi olan yetenekli bir ahşap işçisiydi.
* Büyük Buhran: 1930'larda Büyük Buhran Danimarka'yı sert bir şekilde vurdu ve Christiansen'in işleri zarar gördü.
* Para kazanmanın yeni yollarını bulmak: Gelirini artırmak için ahşap oyuncaklar yapmaya başladı.
* LEGO'nun ilham kaynağı: Çocukların o zamanlar popüler olan birbirine kenetlenen ahşap yapı bloklarına ilgi duyduğunu fark etti.
* LEGO tuğlasının geliştirilmesi: Bu blokların kendi versiyonunu geliştirmeye karar verdi, böylece onları daha dayanıklı ve daha kolay bağlanılabilir hale getirdi.
* "LEGO" adı: 1934'te Christiansen, şirketine resmi olarak Danimarkaca "leg" (oynamak) ve "iyi oyna" anlamına gelen "godt" (iyi) kelimelerinin birleşiminden oluşan "LEGO" adını verdi.
Yani, LEGO tuğlaları ani bir icat değil, Ole Kirk Christiansen'in marangozluk becerilerinin, girişimci ruhunun ve çocukların neleri sevdiğine dair gözlemlerinin bir birleşimiydi. Hem eğlenceli hem de eğitici bir oyuncak yaratma fırsatını gördü ve yenilikçi fikri sonuçta LEGO'nun küresel başarısına yol açtı.