* "Eski bloktan bir parça": Açıkça belirtilmese de, Baudelaire yetimleri sıklıkla ebeveynleriyle aynı özellikleri paylaşan kişiler olarak tanımlanıyor ve bu deyime işaret ediyor.
* "Birinin gözünün üzerine yün çekmek": Kont Olaf sık sık başkalarını aldatmaya çalışır, illüzyonlar yaratır ve gerçek niyetini gizler ki bu da bu deyimle uyumludur.
* "Çay fincanındaki fırtına": Dizide birçok dramatik ve görünüşte tehlikeli durum yer alıyor, ancak bunlar genellikle abartılıyor ve oldukça kolay bir şekilde çözülüyor, bu da bir abartı hissi uyandırıyor.
* "Koyun kılığına girmiş bir kurt": Kont Olaf elbette bu deyimi bünyesinde barındırıyor. Zararsız gibi görünse de sonuçta yırtıcı ve tehlikelidir.
* "Köprüleri yakmak": Baudelaire yetimleri sıklıkla kendilerini kaçmak zorunda kaldıkları ya da onlara devam etmekten başka çok az seçenek bırakan seçimler yapmak zorunda kaldıkları durumlarda buluyorlar; bu da arkalarında "köprülerin yakıldığı" hissini akla getiriyor.
* "Zamanında atılan bir dikiş dokuz kurtarır": Baudelaire yetimleri sıklıkla hazırlıksızlık veya öngörü eksikliğinden dolayı sonuçlarla karşı karşıya kalıyor, bu da sorunların derhal ele alınması konusunda bir ders olduğunu gösteriyor.
Ancak Lemony Snicket sıklıkla mecazi bir dil kullanıyor ve kelime oyunu yaygın deyimler yerine:
* Metaforlar: "Dünya bir sahnedir", "Hayat bir yolculuktur", "Hakikat kaygan bir balıktır."
* Benzerlikler: "Tilki kadar kurnazdır", "Katır kadar inatçıdır", "Şansları çöldeki yağmur kadar kötüydü."
Sonuç olarak seri, farklı bir edebi sese ve üsluba odaklanıyor; bu da onu geleneksel deyimlerden ziyade zekice ifade dönüşleri ve eğlenceli kelime oyunlarına dönüştürüyor.