Arts >> Sanat ve Eğlence >  >> Tiyatro >> Dram

Van Helsing, Lucy'nin Drakula'daki ölümü hakkında ne düşünüyor?

Bram Stoker'ın *Drakula* filminde Van Helsing'in Lucy'nin ölümüyle ilgili duyguları karmaşık ve çok yönlüdür. Onun vefatından derin üzüntü duysa da, Drakula'nın terör saltanatını durdurmak için onun fedakarlığının gerekliliğinin de farkındadır.

İşte Van Helsing'in duygularının dökümü:

* Keder ve Keder: Lucy'nin doktoru ve arkadaşı olan Van Helsing, onun kaybından dolayı derin bir üzüntü duyar. Onun kademeli olarak vampirizme düşüşüne ve hem fiziksel hem de zihinsel olarak nihai ölümüne tanık olur. Bu kayıp, onun kasvetli tavrı ve ciddi açıklamalarından da anlaşılacağı üzere, onu derinden etkiliyor.

* Rahatlama: Van Helsing, Lucy için yas tutarken, onun ölümünün Drakula'yı yenmek için gerekli bir adım olduğunu da anlar. Onun zaten vampir etkisine yenik düştüğünü ve artık kurtarılamayacağını fark etti. Bu nedenle onun ölümü, Mina'yı ve diğerlerini aynı kaderden korumak için trajik ama gerekli bir fedakarlıktı.

* Görev Duygusu: Van Helsing'in görev duygusu, Lucy'nin kaybı karşısında bile onu Drakula'ya karşı mücadelesine devam etmeye zorlar. Onun ölümünü kararlılığı için bir katalizör olarak görüyor ve onu vampiri kalıcı olarak yok etmenin ve daha fazla trajediyi önlemenin yollarını bulmaya itiyor.

* Acı-tatlı Kabul: Van Helsing'in Lucy'nin ölümünü kabullenmesi hem acı hem de tatlı bir hava taşıyor. Onun ölümünün trajik koşullarını kabul ediyor ama aynı zamanda onun ölümünün başkalarını kurtarmak için gerekli olduğunu da anlıyor. Canavara karşı mücadelesine devam ederek onun fedakarlığını onurlandırma sorumluluğunu hissediyor.

Van Helsing'in duygularının romanda açıkça ifade edilmediğini belirtmek önemlidir. Ancak hikaye boyunca yaptıkları ve söyledikleri onun iç mücadelelerine dair ipuçları veriyor. Hem acının hem de sorumluluğun yükünü taşıyor, karakterini karanlık karşısında insanın dayanıklılığının zorlayıcı ve incelikli bir örneği haline getiriyor.

Dram

İlgili Kategoriler