Diğer anlatıcı türlerinden farkı şudur:
* Birinci şahıs anlatıcı: Bu hikayedeki bir karakter ama yine de hikayeyi kendi bakış açılarından anlatıyorlar.
* Üçüncü şahıs sınırlı anlatıcı: Bu anlatıcı bir karakterin düşüncelerine ve duygularına odaklanır ancak onlardan uzak durur.
* Üçüncü şahıs her şeyi bilen anlatıcı: Bu anlatıcı tüm karakterler hakkında her şeyi bilir ve onların zihinlerini görebilir.
Roldeki Anlatıcının Özellikleri:
* Sınırlı perspektif: Sadece karakterlerinin bildiğini biliyorlar.
* Duygusal katılım: Belirli karakterlere veya olaylara karşı önyargılı olabilirler.
* Güvenilmez: Bakış açıları hatalı olabilir ve tüm gerçeği söylemiyor olabilirler.
* Farklı ses: Dilleri ve üslupları kişiliklerini ve hikayedeki rollerini yansıtır.
Roldeki Anlatıcı Örnekleri:
* Huckleberry Finn: Mark Twain'in *Huckleberry Finn'in Maceraları* adlı eserinde Huck hem baş kahraman hem de anlatıcıdır; hikayeyi kendi sesiyle ve kendi lehçesini kullanarak anlatır.
* Nick Carraway: F. Scott Fitzgerald'ın *Muhteşem Gatsby* adlı eserinde Nick hikayeyi kendi perspektifinden anlatıyor ama aynı zamanda diğer karakterlerle etkileşime giren ve romandaki olaylara katılan bir karakter.
* Holden Caulfield: J.D. Salinger'ın *Çavdar Tarlasındaki Çocuklar* adlı eserinde Holden'ın anlatımı son derece kişisel ve güvenilmezdir, dünyaya dair kendi sorunlu bakış açısını yansıtır.
Rolde Anlatıcı kullanmanın yararları:
* Bağlama: Okuyucular hikayeyi bir karakterin gözünden deneyimleyerek kendilerini daha yakın hissedebilirler.
* Karmaşıklık: Anlatıcının bakış açısı anlam katmanları ekleyebilir ve belirsizlik yaratabilir.
* Gerçekçilik: İnsan algısının sınırlarını yansıtarak hikayenin daha gerçekçi olmasını sağlar.
Yazarlar, bir anlatıcıyı rol olarak kullanarak okuyucuları için daha samimi ve ilgi çekici bir hikaye anlatma deneyimi yaratabilirler.