* Maggie'nin fedakarlığı: Maggie, kardeşi Tom'u boğulmaktan kurtarmayı seçiyor, ancak bunun kendi mutluluğunu ve Philip Wakem'le bir gelecek kurma şansını feda etmek anlamına geldiğini biliyor. Bu hareket Maggie için hem özverili hem de inanılmaz derecede acı vericidir.
* Tom'un ihaneti: Maggie'nin fedakarlığına rağmen Tom takdirsiz olmaya devam ediyor ve ailelerinin talihsizliklerinden dolayı onu suçlamaya devam ediyor. Bu an, aralarındaki derin uçurumun altını çiziyor ve Tom'un karakterinin zalimliğini vurguluyor.
* Maggie'nin umutsuzluğu: Acı ve suçluluk duygusuyla tüketilen Maggie, kendi yalnızlığının derinliğini ve Tom'un sevgisini ve kabulünü kazanma çabalarının boşuna olduğunu fark eder. Bu da derin bir umutsuzluk ve umutsuzluk duygusuna yol açar.
* Sel: Doruğa ulaşan olay, Maggie'nin içinde dönen duygusal kargaşayı yansıtan doğal bir felaket olan Floss Nehri'nin ani su basmasıdır. Bu olay hem yıkımın hem de yenilenmenin güçlü bir sembolüdür.
* Maggie'nin ölümü: Nihayetinde Maggie selde boğulur; bu, ailesi için yaptığı en büyük fedakarlığı ve toplumun onun alışılmadık ruhunu kabul edememesini temsil eden trajik bir sondur.
Özünde, "The Mill on the Floss"un doruk noktası tek bir zafer ya da yenilgi anı değil; daha ziyade fedakarlık, ihanet ve nihayetinde trajik bir sonun karmaşık bir karşılıklı etkileşimidir.